‘Yardımın istihdamı yavaşlattığı ilçe’

Bugünkü izlenim yazımızda durağımız Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi. Kahramanmaraş’taki durum büyük ölçüde burada geçerli. İlk günlerdeki ilgisizlik sonrası burası da öncelikle ilgilenilen yerlerden olmuş. AKP’nin ağır toplarından Mahir Ünal’ın Elbistanlı olduğunu anımsatmakta da fayda var. Buna karşın Ünal’a yönelik ilçede yoğun bir sevgi olmadığı da göze çarpıyor.

Depremin vurduğu birçok il, ilçede olduğu gibi Elbistan’da da eski çarşı büyük hasar görmüş. Yerine konteyner işyerleri kurulmuş. Hasarlı ve yıkılan bina sayısı fazla olsa da Dulkadiroğlu ilçesi gibi seri yıkımlar çok fazla yok. İlk depremde 4 bina yıkılmış, asıl yıkım ikinci depremde yaşanmış. Halkın nabzını tutmak için çarşıdaki bir pastaneye giriyoruz. Kendimizi tanıtıp da “bir şeye ihtiyacınız var mı” diye sorduğumuzda pastane sahibinden hiç beklemediğimiz, şaşırdığımız ve başta Hatay olmak üzere diğer deprem bölgelerinde karşılaşmadığımız bir yanıt alıyoruz: “İsteğimiz var, bize yardım yollamayın!”

“Nasıl yani?” dediğimizde esnaf şöyle anlatıyor: “Buraya kısa sürede konteynerler geldi, insanlar yerleşti. Maddi ve erzak desteği de sağlanıyor. Yardım gelmeye devam ettikçe de kimse çalışmak istemiyor. Haftalardır pastanede çalışacak kişi bulamıyoruz. Yardımlar artık kesilsin de, ekonomik döngü başlasın, insanlar çalışmaya başlasın. Aksi halde dükkanları kapatmak zorunda kalacağız.” O sırada pastanede bulunan Kızılay gönüllüsü genç çocuk onu destekliyor: “Abi, buraya başta Kızılay olmak üzere o kadar çok yardım geldi ve gelmeye devam ediyor ki kimsenin artık ihtiyacı yok, fazlası var.”

“İKTİDAR SEÇMENİNİ KENETLİYOR”

Burada da insanlar, siz bir şey demeden deprem ve seçim arasında iletişim kurup açıklama yapma gereği hissediyor. Seçim sonuçları üzerinden yapılan tavır Elbistan’da da insanları incitmiş. Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kendileri için cazip olmadığına burada da değiniliyor, burada da başka muhalif figürlerin öne çıkıyor. Deprem döneminde çalışmalarından ötürü takdir ediliyor. Kızılay gönüllüsünün yanındaki genç araya giriyor ve onun söylediği de gayet dikkat çekici: “Abi bak ben AKP’ye oy verdim. Daha doğrusu Erdoğan’a oy verdim. Ben AKP’yi bilmem, Erdoğan’ı bilirim. Ama ille de Erdoğan demiyorum. İnsanları Erdoğan’a mecbur bırakıyorlar, seçeneksiz bırakarak. Pusulaya baktığımda başka seçenek göremiyorum. Ama sana şunu da açık yüreklilikle söyleyeyim. Seçim sonuçları üzerinden söylenenler hem bizi üzüyor hem de iktidar seçmenini birbirine kenetliyor. Her anlamda o kadar yanlış ki…”

“DEPREM PSİKOLOJİSİNDEN ÇIKMAK İSTİYORUZ”

Elbistan’da bize, oranın yerlisi Umut Bıçak eşlik ediyor. Umut 31 yaşında, Zirai ilaçlama ile uğraşıyor. O da konuyu siyasete getiriyor. İktidara muhalif olduğunu gizlemiyor. İlk günlerde kimsenin gelmediğini de sonrasında yardımların kesilmediğini de belirtiyor. Onun dikkat çektiği konu ise daha başka: “Yıkılmayı bekleyen yüzlerce bina var. Çok ağır ve özensiz ilerliyor. Yıkım sırasında hasarsız binalar da hasar görüyor. Öte yandan yıkım işleminin bir an önce bitmesini istiyoruz. Çünkü bu binaların durması bizi psikolojik olarak etkiliyor, deprem psikolojisinden çıkmamızı zorlaştırıyor.”

Umut muhalif ama muhalefeti de yeterli bulmuyor. O da Ali Öztunç’un çok iyi çalıştığını vurgularken tepkisini şu sözle ortaya koyuyor: “Kendimi bildim bileli AKP var, bıktım artık. Ancak muhalefet daha fazla çaba göstermezse sonuç değişecek gibi değil…

İzlenim serimize Şanlıurfa ve Adıyaman ile devam edeceğiz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir