**
Yazar Yaşar Eroğlu, anadil kullanımının giderek daraldığı ve kuşaklar arası aktarımda ciddi kırılganlıklar yaşandığını belirtti. Eroğlu, anadil eğitimi konusunda okul, dernek, vakıf gibi kaynakların eksikliğinin bu tehlikeleri artırdığını vurguladı. Ancak toplumda anadilde eğitime yönelik güçlü bir talep bulunduğuna dikkat çekti.
Kürtçenin büyük bir tehdit altında olduğunu ifade eden Eroğlu, bu durumu Afrikalı Misyonerler ile karşılaştırarak, “Misyonerlerin elinde bulunan İncil, yerli halkın elinde toprağa ve ülkeye sahip olmasını sağladı; sonuçta yerli halkın elindeki İncil kaldı, toprak ise sömürgecilerin hakimiyetine geçti. Durum tamamen bunun gibi” dedi.
Eroğlu, “Kürtçe kendi topraklarında giderek daha fazla kuşatılıyor” diyerek, toplumsal asimilasyonun rolüne de değindi. “Sömürgecilerin dilini artık yabancı bir dil olarak görmüyoruz, onu kendi dilimiz olarak kabul etmişiz. Bu, tehlikenin en büyük göstergesi” şeklinde konuştu. Türkçenin eğitim, pazar ve telekomünikasyon dili haline geldiğini belirten Eroğlu, eğer bir dili yabancı olarak algılamıyorsak, bunun büyük bir tehlikeye işaret ettiğini vurguladı.
Kürtçenin sadece şehirlerde değil, köylerde de kuşatıldığını söyleyen Eroğlu, “Alan daraltılıyor ve nefes almak zorlaşıyor. Daha önce dağlardaki köylerde asimilasyon yoktu, şimdi bu süreç kırsala da ulaştı” dedi. AKP hükümetinin okulları ve cezaevlerini hızla inşa etmesinin asimilasyon politikalarıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.
Eroğlu, toplumun ve siyasetin geleceği Kürtçede değil, Türkçede gördüğünü belirterek, birçok ailenin çocuklarının geleceği için Kürtçeyi göz ardı ettiğini kaydetti. “Evde Kürtçe konuşulmasın, çocuğum zarar görmesin” düşüncesinin bu durumu pekiştirdiğini söyledi. Psikolojik olarak bu durumu kabullenmenin anadilin önemini azalttığını ekledi.
Kürtlerin özgürlük mücadelesinin daha geniş bir bilinç oluşturduğunu söyleyen Eroğlu, “Özgürlük hareketi, bireysel bilinçten kitlesel bir bilinç oluşturmaya katkı sağladı. Ancak şu anda mücadele yeterli görünmüyor” dedi. Dil çalışmalarının sadece belirli günlerde veya kampanyalarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı ve bu alanın sadece bir propaganda aracı olmadığını ifade etti.