“`html
Kuzey ve Doğu Suriye’de Eğitim Sistemi Tehlikede
Ocak ayının başından bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’de artan askerî gerginlik, 2015’ten bu yana inşa edilen sivil yapıları ve eğitim sistemini olumsuz etkiliyor. Bu durum, çok dilli müfredat ve anadilde eğitim esasına dayanan eğitim sistemini de kapsıyor.
Saldırılar ve iç göçler sonucunda, Kuzey ve Doğu Suriye’de okullar geçici barınma merkezlerine dönüştü. Yaklaşık 40 bin öğretmen, 4 bin okulda görev alırken, 800 bin öğrenci bu eğitim sisteminden faydalanıyordu.
Kamışlı’da Rojava Üniversitesi, Rakka’da Şark Üniversitesi ve Kobanî Üniversitesi olmak üzere, Kürtçe ve Arapça eğitim veren üç üniversite mevcut. Bunun yanı sıra birçok meslek enstitüsü ve pedagojik araştırma merkezi de faaliyet gösteriyor. Ancak, 18 Ocak sonrası Rakka ve Deyrizor’un geçici hükümet kontrolüne girmesiyle bu eğitim sisteminin geleceği belirsizliğini koruyor.
2015 yılından bu yana Kuzey ve Doğu Suriye Öğretmenler Birliği’nin Eş Başkanlığı görevini yürütmüş olan ve şu anda uluslararası ilişkilerden sorumlu bulunan Nesrîn Mûsa Reşik ile bu bölgedeki eğitim sisteminin gelişimi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
“Anadilimde eğitimin hayalini bile kuramazdık”
Kürtçe anadilinizde eğitim almanın mümkün olmadığı bir dönemde büyüdünüz. Bugün çok dilli eğitim sisteminin kurucularından biri olarak bu süreç nasıl başladı?
Haseke’de doğdum ve Fırat Üniversitesi Haseke Kampüsü’nde edebiyat okudum. Büyüdüğüm dönemde insanlar evde bile Kürtçe konuşmaktan çekiniyordu. 2012’de, Suriye’de çatışmaların yoğunlaştığı dönemde, gönüllü öğretmenlerle Kürtçe eğitim için ilk adımları attık. Başlangıçta ders verme aşamasında sadece küçük gruplara eğitim verdik. Rejim bölgeden çekilince, Kürtçeyi müfredata dahil ettik ve özerk yönetim kurulduğunda eğitim kurumları resmiyet kazandı.
2015’te ise çok dilli eğitim sistemi hayata geçirildi; Kürtçe, Arapça ve Süryanice dersleri verilmeye başlandı. Öğrenciler ilk üç sınıfta yalnızca kendi anadillerinde eğitim alırken, dördüncü sınıftan itibaren diğer dilleri de öğrenmeye başladılar. Bu sistem, üniversiteye kadar devam ediyor.
“Anadilinde eğitim, tüm toplum için kazanım”
Farklı topluluklar açısından anadilinde ve çok dilli eğitimin etkisi ne oldu? Bu değişimi nasıl gözlemliyorsunuz?
Bu eğitim deneyimi, sadece Kürtler için değil, bölgedeki tüm topluluklar için önemli bir adım oldu. Birleşmiş Milletler, her bireyin anadilinde eğitim hakkına sahip olduğunu vurguluyor. Biz bunu sahada uygulamaya koyduk. Baas döneminde dilimiz yasaktı; evde bile ifade edemiyorduk. Ancak, bu talepler yalnızca Kürtlerin değil, Arapların ve Süryanilerin de talebiydi. Anadilinde eğitim, öğrencilerin öğrenme başarısını artırırken, birlikte yaşama kültürünü de geliştirdi.
Çok dilli müfredat, toplumsal ilişkileri güçlendiren bir araçtır. Eğitimde yaşanan sorunlar, geçmişte olduğu gibi günümüzde de toplumlar arasında derinleşen ayrışmalara neden olabiliyor. Eğitim, bir bütün olarak ideolojik bir aracın etkisi altında büyüyen insanlara dostluk ve anlayış yerine düşmanlık aşılayabiliyordu. Ancak çok dilli eğitim modeli, kültürel etkileşimi artırarak toplumsal bağları güçlendirme potansiyeline sahiptir. Bu eğitim sistemi, Kuzey ve Doğu Suriye’de karşılıklı tanıma fırsatları yaratarak toplumsal dayanışmayı artırmaktadır.
“Katı kurallar yok, dayanışma var”
Özerk yönetim bölgelerinde eğitim konusunda iddia edilen sorunları nasıl yorumluyorsunuz?
Son zamanlarda medyada, özerk yönetim bölgelerinde toplumsal ayrışma iddiaları sıkça gündeme geliyor. Ancak ben, Rakka, Tabka ve Deyrizor’daki eğitim yönetimlerinin o bölgenin insanlarından oluştuğunu biliyorum. Müfredatlar Arapçaydı ve eğitim politikaları aslında yerel ihtiyaçları dikkate alıyordu. Kimseye istemediği bir eğitim modeli dayatılmamıştır.
“Anadilimiz bir hak olmalı”
Kürt haklarına ilişkin geçici yönetimin açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz, kalıcı bir güvence sağlıyorlar mı?
Şam’daki geçici yönetimin açıklamaları hakkında güvenim yok. Ortaya çıkan belirsizlik, toplumda ciddi endişelere yol açıyor. Mezhepçi olaylar ve yaşanan saldırılar, gelir gelmez unutturulmamalıdır. Anadilin korunması, anayasa ile güvence altına alınmalıdır; geçici çözümler yeterli değildir. Anadilimizi bir lütuf olarak kabul etmemeliyiz.
“Kobanî’deki durum kritik”
Son çatışmalar, Kobanî’de eğitim ve çocukların günlük yaşamını nasıl etkiledi?
Kobanî, güncel çatışmaların en ağır etkilerini hisseden yerlerden biri. Kent neredeyse tamamen kuşatma altında ve temel ihtiyaçlara erişim çok sınırlı. Elektrik, su ve internet gibi temel hizmetler neredeyse yok. Okullar ise barınma merkezine dönüşmüş durumda. Bu dönemde çocuklar ağır travmalar yaşıyor; sessizliğin içinde bile korku ve panik ataklar yaşıyorlar. Bu duruma nasıl bir çözüm üretileceği ise belirsizliğini koruyor.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) yaptığı açıklamada, son çatışmalardan dolayı 170 binden fazla insanın yerinden edildiğini bildirdi. Haseke ve çevresindeki çocuklar, özellikle kışın zor koşullarında destek ve hizmet almakta güçlük yaşıyorlar.
“Umudumu koruyorum”
Suriye’nin ortak bir kimlik temelinde bir arada var olacağına dair umudunuz nedir?
Yaşanan tüm zorluklara rağmen, ortak bir Suriye kimliğine olan inancım sürüyor. Bu halk birlikte yaşamayı biliyor. Kutuplaştırıcı unsurların etkisini azaltabilir ve birlikte yaşama iradesini yeniden güçlendirebiliriz. Ortak bir gelecek, demokratik ve çok sesli bir modelle mümkün. Bu, sadece Kürtlerin geleceği için değil, tüm Suriye için kritik bir meseledir.
(ANB/VC)
“`