Altın Portakal Film Festivali’nde Ödüllü “Tavşan İmparatorluğu”, Boğaziçi Film Festivali’nde Yarışıyor
62. Altın Portakal Film Festivali’nde 7 ödül kazanan “Tavşan İmparatorluğu” filmi, şimdi de 13. Boğaziçi Film Festivali’nde izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Altın Portakal’ın Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda en iyi film seçilen bu yapıt, aynı zamanda yönetmeni Seyfettin Tokmak’a da en iyi yönetmen ödülünü getirdi. Tokmak’la filmi ve çocukluğunun sinemaya olan yansımalarını konuştuk. Eğer henüz izlemediyseniz, filmi önümüzdeki hafta Boğaziçi Film Festivali’nin seçkisinde bulabilirsiniz.
“Tavşan İmparatorluğu”, babası tarafından engelli taklidi yaptırılarak yaban tavşanlarını kurtarmak zorunda bırakılan Musa’nın mücadelesini konu alıyor. Filmin gözünden hayata bakışı, yetişkinlerin yüzleşmekten kaçındığı konuları cesurca ele alıyor ve rahatsız edici ancak umut veren bir dünyayı seyirciyle buluşturuyor. Tokmak, “Tavşan İmparatorluğu çocukluk melankolisinin bir yansımasıdır” diyor.
Çocuklar ve Hayat
Yıllardır çocuklarla çalışan Tokmak, “Tavşan İmparatorluğu”nun hikayesinin Ümraniye Çocuk Cezaevi’nde verdiği derslerle başladığını belirtiyor. Çocuklara filmcilik konusunda yardımcı olurken, onların içinde bulunduğu depresif durumu gözlemleyen yönetmen, filmin hikayesini oluştururken tüm insanların bağdaştırabileceği, zamansız ve sınırsız bir yapım yaratmayı hedeflemiş.
Tavşanlar ve Metafor
Filminde tavşanları bir metafor olarak kullanan Tokmak, “Tavşanlar, kaçmaktan başka bir seçenekleri olmayan naif canlılardan biri. Tazı ise erkek şiddetinin karanlık yönünü temsil ediyor” diye açıklıyor. Tokmak, filmin çekimlerini Elazığ’da gerçekleştirerek kendi çocukluğuna da bir yolculuk yapmış. “Tavşan İmparatorluğu”, birçok duygunun karışımını seyirciye sunuyor.
Film dünyasında sık kullanılan klişelerden uzak durmak ve sadece çocukların perspektifinden bir film çekmenin riskli olup olmadığını sorduğumuzda Tokmak, “Bir film, içindeki duyguları yansıtmadığı sürece başarılı olamaz. Çocukluğun içinde kaybolan ve ezilen bir yerde nasıl var olunabileceğini sorgulamak istedim” diyor. Tokmak’ın amacı, melankoliyi anlatırken umutlu bir bakış açısını işlemek.