Metal Dedektörleriyle Yapılan Hazine Avında 3 Bin Yıllık Gömü Bulundu

0
dedektorlerle-hazine-avina-ciktilar-3-bin-yillik-gomuyu-buldular-RHCDhbsw

Bosna-Hersek’in orta kesiminde, Lašva Nehri vadisinin girişinde yer alan Begića Glavica tepesi, uzun süre boyunca arkeolojik haritalarda yer almamıştı. Ancak burada yapılan kazılar, Geç Tunç Çağı’ndan Erken Demir Çağı’na kadar uzanan 400 yılı aşkın bir süre boyunca kullanılan, sıradışı bir kutsal alanı gün yüzüne çıkardı. Tepenin önemi, 2022 yılında ruhsatsız metal dedektörü kullanan keşif meraklılarının, yüzeydeki bir duvarın kenarından çıkarılan buluntuları Travnik Bölge Müzesi’ne teslim etmesiyle ortaya çıktı. Buluntular arasında yüzlerce küçük düğme, çeşitli kemer tokaları, astragal tipi kemer parçaları ve metal levhalar yer alıyordu. Bu eserlerin M.Ö. 6. yüzyıla tarihlendiği belirlendi.

Keşfin ardından, Travnik Bölge Müzesi ve Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ortak bir ekip kurarak 2024-2025 yıllarında iki kazı sezonu düzenledi. Kazılarda ortaya çıkan yaklaşık 63 metre uzunluğundaki L biçimindeki duvar, bazı yerlerde 3 metre yüksekliğe ulaşıyor ve tamamen askeri bir işlevden yoksun. Bu yapı, yalnızca platoyu iki bölüme ayırarak geçişleri engellemekten ziyade görsel bir ayrım sağlıyor. Duvar inşasında kullanılan beyazımsı kireç taşlarının en yakın kaynaklarının 1,5 kilometre uzakta bulunması, her bir bloğun tepeye taşınması için büyük bir kolektif çabanın harcandığını gösteriyor.

Kazılarda, duvarın altında iyi korunmuş bir yanmış yapının kalıntıları da bulundu. Kömürleşmiş ahşap kirişler, yanmış zemin ve yürüyüş yüzeyinin izleri net bir şekilde görülebiliyordu. Ayrıca, yaklaşık 1 metre yüksekliğinde iki büyük depolama kabı, yangın anındaki konumlarında tespit edildi. Bu kaplardan biri ters çevrilmiş, diğeri ise yangından önce kasten gömülmüş olarak bulundu. Stratigrafik inceleme, taş yapının bu yanmış kalıntıların üzerine inşa edildiğini gösteriyor.

Kazılar sırasında yüzeye çıkarılan süslü topuz başlı iğne, üç parçalı mızrak ucu, iki halhal, iki bilezik, spirallerle süslenmiş takılar, bir kil figürin ve hayvan kemikleri gibi birçok buluntu elde edildi. Seramik buluntularda oluklu ve faset bezemeli parçaların baskın olması dikkat çekti. Ancak, komşu bölgelerde yaygın olan kazıma geometrik motiflerin Begića Glavica’dan çıkan objelerde neredeyse hiç görünmemesi ilginç. Oluklu bezeme, Karpat Havzası ve Tuna bölgesine yayılan Urnfield kültürünün karakteristik bir özelliği olarak öne çıkıyor. Süslemeli topuz başlı iğne de aynı coğrafyaya işaret ediyor ve Orta Bosna’da bilinen başka bir örneği yok.

Hayvan kemiklerinden elde edilen radyokarbon tarihleri, duvarın altındaki faaliyetlerin M.Ö. 11. ile 9. yüzyıllar arasında gerçekleştiğine işaret ediyor. En eski kemik örneği M.Ö. 1131-930 tarihine tarihleniyor. Yağmalanmış metal depo ise M.Ö. 6. yüzyıla ait kemer tiplerinin çok daha geç bir dönemdeki kullanımlarını gösteriyor. Araştırmacılara göre Begića Glavica, sıradan bir yerleşim alanı değil; nesiller boyunca süren törensel etkinliklerin yapıldığı bir kutsal alan olarak varlığını sürdürüyor. Yerel seramiğin eksikliği, yüzyıllar boyunca tekrarlanan metal sunumları ve eski bir yangının izleri üzerine inşa edilmesi gereken bir duvar yapma kararı, ritüel bir niteliğe işaret ediyor. Duvarın yanmış yapıların üzerini örtmesi, bu yapıları yüceltme, inkar etme ya da şiddetli bir yıkım gibi birçok olasılığı gündeme getiriyor. Yüzyıllar sonra bile bölgenin ziyaret edilmeye devam etmesi, buranın kolektif bellek içerisindeki kalıcı önemini gözler önüne seriyor. Ekip, platonun henüz keşfedilmemiş alanlarında yeni kazı sezonları planlamayı amaçlıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir